Site Rengi

DOLAR 9,5190
EURO 11,0490
ALTIN 551,37
BIST 1.507
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Burdur 20°C
Az Bulutlu
Burdur
20°C
Az Bulutlu
Per 23°C
Cum 24°C
Cts 24°C
Paz 25°C

ABD’DEN TÜRKİYE’YE BİR GİRİŞİMCİ HİKAYESİ

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) Indiana Üniversitesi’nde Askeri Antropoloji ve Medikal Antropoloji uzmanlığı alanında akademisyen olarak görev yapan 37 yaşındaki Dr. Aynur Onur, hayalini kurduğu susuz tarım projesini gerçekleştirmek için Burdur’un Karamanlı ilçesine yerleşti.

Türkiye’de 2006 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası (ODTÜ) mezun olduktan sonra yüksek lisans ve doktora yapmak için 2008 yılında ABD Indiana Üniversitesi’ne giden Onur, özellikle doktora yaptığı dönemde, ‘sürdürülebilir kalkınma’, ‘küresel tüketim kültürü’ ve ‘medikal antropoloji’ derslerine girdi. Onur, 2011 yılında yüksek lisansını yine aynı üniversitede tamamladı.

kimpas

Yaz tatillerinde kardeşi ile birlikte dedesinin tarlalarında çalışarak, topraktan kopmayan Dr. Aynur Onur, dedesinin ölümü sonrasında traktörünün satılmasıyla tarlaların boş kalmasına üzülerek, kardeşi ile birlikte memleketinde tarım yapmak istedi.

Bu kapsamda önce Tarım ve kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumuna (TKDK), sonrasında da Burdur İl Tarım Müdürlüğü ve Karamanlı Belediyesine giderek, görüş ve destek alan Onur, dedesinin, taşlık, çorak tarlalarında yetişebilen tıbbı ve aromatik bitkileri araştırıp, fizibilite çalışması ile toprak analizleri yaptırdı. Onur, ilk olarak lavanta, altın otu ve adaçayı bitkilerini ekti.

Dr. Aynur Onur, hayalini kurduğu projeyi, kardeşi Gökhan Onur ile birlikte hayata geçirmek için çalışmaya başladıklarını anlattı.

Medikal Antropoloji bilim dalına bağlı olarak geleneksel tıp alanında kariyerini geliştirmek için gittiği Amerika’dan, geleneksel tıbbın bugünkü modern tıbbın temelini oluşturduğunu anlayarak dönme kararı aldığını ifade eden Onur, “Ben elimdeki hazineyi bırakıp, bilgiyi yurt dışında arıyordum. Ama aslında bilginin kaynağı buradaydı. Ama oradaki formasyonu ve eğitimi alıp, buraya dönmek, toprağıma getirmek, burada en modern teori ve tarım yöntemleriyle burayı dönüştürmek istedim.” dedi.

– “Dünyanın merkezinde olmak istiyordum”

Onur hedefini şöyle dile getirdi:

“Doktoramı yaparken aklımdaki düşünce şuydu: Dünyanın merkezinde, ya Washington ya da New York’ta olacağım. Orada öğrencileri eğiteceğim. Onların zihinlerini dönüştüreceğim ki onlar da dünyayı dönüştürecekler. Dünyanın merkezinde olmak istiyordum yani.”

Amerika’da yılın eğitmeni ve geleceğin eğitmeni ödüllerini aldığını anlatan Dr. Onur, “Tamam dünyayı değiştirmek istiyorum ama dedemin ve annemin okuduğu okul kapalı. Öğrencisi yok. Köyde çocuk kalmamış. Köyün nüfusu yarıya düşmüş. Ben kendi toprağımı bırakıp gidersem, burası ne olacak? Burası terk edilmiş bir köy, bir ilçe haline dönüşmüş.” dedi.

– “Türkiye’nin ötesinde gördüğümüz dünyayı, Karamanlı’ya getirmeye çalışıyoruz”

Kardeşiyle aynı düşünceleri paylaştıklarını ve kariyerlerini bırakıp dönme kararı aldıklarını belirten Onur, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Amerika’daki evimi sattım. Ev, bu arkadaki fabrikaya dönüştü. Oradaki arabamı sattım, burada bir traktör aldım. Burada kardeşimle birlikte yeni bir dünya yaratmaya çalışıyoruz. Türkiye’nin ötesinde gördüğümüz dünyayı, Karamanlı’ya getirmeye çalışıyoruz. Burada Türkiye’de, değişimin aktörleri, öncüleri olmaya çalışıyoruz.”

-“Su kaynakları dünya nüfusunun artış hızından 2 kat hızla tükeniyor”

Susuz tarımın önemine vurgu yapan Onur, 21’inci yüzyılda insanlığın karşısındaki en büyük tehlikelerden bir tanesinin su kıtlığı ve çölleşme olduğuna işaret etti.

Özellikle iklim değişikliği ve küresel ısınma ile bu durumun daha büyük bir problem haline geldiğini dile getirerek, “Bunun aslında düşündüğümüzden çok daha yakın zamanda su savaşlarına neden olabileceğine düşünüyorum. Su savaşları ile birlikte geleneksel tarım yöntemleri nedeniyle yer üstü ve yer altı su kaynakları çok hızlı bir şekilde tükeniyor ve dünya nüfusunun artış hızından 2 kat hızla tükeniyor. Böyle olunca çölleşme ile karşılaşacağız ve muhtemelen gıda kıtlığı ve açlık ile de karşılaşacağız. Bu nedenle geleneksel tarım yöntemlerimizi çok hızlı bir şekilde değiştirmek zorundayız.” diye konuştu.

Pandemi döneminde, maske, mesafe ve temizliğin öğrenildiği gibi su kullanımında da tasarrufun ve tarım yöntemlerinin değiştirilmesi gerektiğinin altını çizen Onur, “Çünkü şu an dünyada genel olarak kullanılan tarım yöntemleri, yer üstü ve yer altı sularının yüzde 80’ini tüketiyor. Bu nedenle tüm insanların su kaynaklarının gittikçe azaldığını hemen şimdi idrak etmesi ve harekete geçmesi gerekiyor.” dedi.

Susuz tarım ile gübre ve zirai ilaç kullanmadan elde edilen ürünleri fabrikada distilasyon makineleriyle yağlarını çıkarıp, toptan ve perakende olarak cam şişelerle yurt içi ve dışına pazarlamayı düşündüklerini ifade eden Onur, “Hızlı bir şekilde şirketleşmeyi ve aynı zamanda kooperatifleşmeyi planlıyoruz. Susuz tarım projemizde çalışan kadın işçilerimiz var. Bu kadınlarımız susuz tarımın her aşamasını en iyi şekilde anlayıp, öğrendiler, deneyim kazandılar. Bu çalışmayı ve alınan verimi gören kadın çalışanlarımız, cesaretlenerek kendi tarlalarında ekim dikim yapmayı planlıyorlar. Biz de onların dikim çalışmalarında danışmanlık hizmeti sağlayacağız. Hasatlarını birlikte yapacağız. Tesiste yağlarını çıkaracağız.” diye konuştu.

-“En büyük amacımız kadınların önderliğinde susuz tarım kooperatifi kurmak”

En büyük amaçlarının susuz tarım kooperatifi kurmak olduğunun altını çizen Onur, şöyle devam etti:

“Bunun Karamanlı merkezli bir kooperatif olmasını, daha sonra tüm Türkiye ve dünya çapına yayılmasını ümit ediyoruz. Bu kooperatifimizde kadınlar için hem üyelikte hem de yönetimde yüzde 51, yine 35-40 altındaki genç çiftçiler için de yine yüzde 51 kota koymak istiyoruz. Çünkü dünyada çiftçi dediğiniz zaman genellikle orta yaş ve üzeri erkekler akla geliyor. Biz bu imajı değiştirmek istiyoruz. Yeni nesil çiftçiler yetiştirmek ve tarımı dünyada yeni akım bir moda haline getirmek istiyoruz. Çünkü dünyamızı kurtaracak olan yeni teknoloji ve güncel bilgi ile yapılan tarım. Hızlı bir şekilde dünyamızın ve doğamızın kaynaklarını tüketmek istemiyoruz. Bu pandemi döneminde anladık ki sürdürülebilir kalkınma ve tarım çok önemli.”

Dr. Onur, susuz tarım ile üretilen tıbbı ve aromatik bitkilerinden hem çok verim alınabildiğini hem de çiftçiye kazandıracağı gelirin, geleneksel ürünlere göre çok daha yüksek olacağını belirtti.

Susuz tarım yapmayı düşünen herkese danışmanlık hizmeti verebileceklerini dile getiren Onur, bu konuda bilgi paylaşımı yapmaya hazır olduklarını aktardı.

Susuz Tarım projesine katılan kadınlardan Gülay Şener, tıbbı ve aromatik bitkilerden lavanta ve altınotunun gelirinin daha iyi olduğunu belirterek, ileride daha geniş ekim yapmayı düşündüklerini söyledi.

Projeye katılan kadınlardan Nesrin Şener, Aynur Onur’un enerjisinin kendilerine de enerji verdiğini söyledi.

Şener, “Aynur ablam çok enerjik bir insan olunca ben de kendimi traktörün başında buldum. Enerjisi bize de yansıdı. Enerjik bir şekilde hep beraber çalışıyoruz.” dedi.

Projeye katılan kadınlardan Ece Nur Ercan, kadınların tarımda sürekliliği sağlayabileceğini vurgulayarak, “Gelecek nesiller bizden çok fazla bir şey beklemiyor ama biz toprağa ve taşa dokunarak bu nesli devam ettirmeye çalışıyoruz. Tarımın zaten Türkiye’deki çok önemli bir yeri var ve biz bunun devamını sağlamak istiyoruz. Kadın gücü burada en önemli desteklerimizden biri ve emeklerimiz ile Türkiye’yi daha yüksek yerlere taşımak istiyoruz.” diye konuştu.

Onur, susuz tarım mucizesine devam ederken, akademik kariyerini de bölgeye yakın Antalya, Isparta veya Burdur’daki üniversitelerde devam etmek istiyor.

Öte yandan Dr. Onur, Türk, Amerikan ve İngiliz arşivlerinde yaptığı 3 yıllık çalışma sonunda, Kore Savaşındaki Türk esirleri konu aldığı Ben Türk, kitabını yazarak, yayınladı.

Murat ÇOBAN / Nedim ÇİFTÇİ

https://youtu.be/ijzswidfHkw

Kurt Hırdavat
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.