Uyarı
  • JUser: :_load: Unable to load user with ID: 982

İÇİMİZDEKİ CANAVAR: HASET - BÖLÜM 3

Değerli Dostlar!

Geçen haftadan kalan yazımızın 3. ve son bölümünü paylaşarak bu illetten ve bu illete sahip olanların şerrinden Rabbimize sığınıyoruz… 

Ğıbta: Onda var bende de olsun.

Hasedin temeli çekememezlik, ğıptanın temeli ise özentidir. Hasette çekememezlik, hazımsızlık ve kıskançlık vardır; gıptada ise, sadece bir imrenme söz konusudur.

Abdullah İbn-i Mes'ûd (r.a.) Efendimiz’den şunu nakleder:

"Yalnız şu iki kişiye gıpta edilmelidir:

Biri, Allah'ın kendisine verdiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse. Diğeri, Allah'ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına öğreten kimse." (Buhari, İlim 15)

Hz. Ömer’in (ra) kendi dilinden aktardığı şu hadise bize ğıbtayı öğretir:

“Bir keresinde Efendimiz bizden bir şeyler vermemizi istemişti. O günlerde de hâlim-vaktim yerindeydi ve verecek bir şeylerim vardı. “İşte!” dedim kendi kendime, “Ebu Bekir’i geçersem bugün geçerim, bir daha mümkün olmaz.” Bunları düşünerek neşe ile vardım eve ve ne varsa yarısını aldım geldim. Getirdiklerimi Efendimiz’in önüne koyunca ”ev halkına ne bıraktın?” diye sordu. Ben de “Bir şeyler bıraktım” dedim. “Ne bıraktın?” diye tekrarladı sorusunu. “Bu getirdiğim kadarını” diye cevap verdim. Yine Ebu Bekir’i geçememiştim, çünkü O, sahip olduğu her şeyi getirmişti. Efendimiz’in “Ev halkına ne bıraktın?” sorusuna da “Allah ve Rasulünü” cevabını vermişti. Bunu görünce “Onu asla geçemeyeceğimi anladım.”

Sehavet: Bende var onda da olsun.

İnsan Rabbi’nin kendisi için ne istemesini arzu ediyorsa, Allah’ın kulları için de onu istemesi gerekir.

Sehavet sahibi için bakın Allah Rasulü ne diyor? :


"Sehâvet sahibi Allah'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri ise AIlahtan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır. Câhil sehâvet sahibini AIIah, cimri ibadet düşkününden daha çok sever."(Tirmizî, Birr 40, 1962)

İsâr: Benim değil onun olsun. Hatta Benimki onun olsun

Hz. Ebu Bekir, Allah Rasulü’nü (sav) çok sevenlerin en başında idi. Efendimiz’i (sav)   en yakından tanıyanlardan biriydi. Aralarındaki dostluk Ebu Bekir’e şunu dedirtti “Benim değil onun olsun, benimki onun olsun” Hadise şöyle gerçekleşti:

“ Yaşı sekseni geçmiş, iki gözü de görmeyen ve Mekke’nin fethine kadar Müslüman olmayan Ebu Bekir’in babası Ebu Kühafe, fethin ardından oğlunun yardımıyla Allah Rasulünün huzuruna gelir ve artık Müslüman olmak istediğini söyler. Ebu Kühafe ellerini Efendimizin elleri üzerine koyar ve şahadet getirmeye başlar. İşte o anda Hz. Ebu Bekir kendini tutamaz ve ağlamaya başlar. Hz. Ebu Bekir’in bu tavrına anlam veremeyen Efendimizin (sav): “Ya Eba Bekir! Baban islama girdiği için sevinmen gerekirken sen ağlıyor musun?”sorusuna Hz. Ebu Bekir: ” Nasıl ağlamayayım ya Rasûlallah! Müslüman olmak için uzanan şu el, babamın değil de keşke senin amcan Ebu Talib’in eli olsaydı. Sende bundan memnun kalsaydın. Bende senin o mutluluğunu görseydim ve mutlu olsaydım…”  Yani keşke benim değil senin olsaydı ya da benimki senin olsaydı” demek istiyordu.

 

Ensar (Medineli Müslümanlar) kendi hurmalıklarından sezon sonu topladıkları hurmaları ikiye ayırırdı. Bir tarafa çok diğer tarafa az hurma yığardı. Az olan tarafın üzerini hurma dallarıyla kapatarak onu çok göstermeye çalışır ve Muhacirlere (Mekke Müslümanlar) derlerdi ki:

“ Hangisini tercih ederseniz alın ve götürün!”

Muhacirlerde çok görünen yığın Ensar kardeşlerimizin olsun diye, az görünen hurma yığınını alırlar ve hurmanın çoğu Muhacirlerin olurdu. Ensar bu yolla az olan kısmın kendilerine kalmasını sağlamış olurdu. (Heysemi,X, 40 )

 

İbn-i Ömer der ki: “ Biz öyle zamanlar gördük ki, içimizden hiç kimse kendisinin altın ve gümüşe kardeşinden daha müstehak olduğunu düşünmezdi. Şimdi öyle bir devirdeyiz ki, altın ve gümüşü Müslüman kardeşimizden daha çok seviyoruz.”  (Heysemi,X, 40 )

Kerem ve Cûd: Bende yok ama onda olsun.

Fakr: Onda yok bende de olmasın.

En yükseği en kalitelisi budur. Bunu söyleyebilen insanlar yeryüzünde sayıları çok azdır. Bunların başında peygamberler gelir. Allah Rasulü fakir değil ama “Fakr” sahibi idi. Fak, dünyalara sahip olsan da, dünyaların sana sahip olmasına izin vermemendir. Bunu yakalayan insanlar varsa bile yokmuş gibi davranırlar. “Rabbim bana verirsen onda yok o acı çeker, öyleyse bana da verme, benim de olmasın!” demeyi adet edinirler.

NELER HASETE GİRER?

1-Haset ettiğimiz, zengin ise onun fakirleşmesini istiyorsak.

2-Fakir ise “hiç zenginleşmesin” diyorsak

3-Her ikisini istemekle birlikte, nimetin sadece kendimize verilmesini istiyorsak.

4-Sırf elindekilerden dolayı kin güdüyorsak.

5-Serveti, makamı, başarısı, becerisi, ahlakı, sesi, hitabeti, itibarı, hizmeti, sağlığı, güzelliği, saygınlığı, gücü ve bunun gibi faziletlerinin Yok olmasını istiyorsak

 

HASETTEN NASIL KURTULALIM VE KORUNALIM?

Haset malum insanın içini dumura uğratan bir zehirdir. Bu zehrin panzehiri “haset ettiğimize yüreğimizin en derininden dua etmek” tir.

 

HASETÇİDEN NASIL KORUNALIM?

1.      Şerrinden Allah’a sığınarak.
2.      Sabrederek ve Allah’a yönelerek
3.      Hasetçiye iyilik ve ikramda bulunarak.  Bunu yapmak biliyorum hepimize zor gelecek. Fakat bunun yolu bu. Çünkü bu Rabbimizin bize bir öğüdü. Zira insanı en iyi tanıyan o:

“ (onlar) kötülüğü iyilikle savarlar.” (Kasaa:28/54)

 

Peki kötülüğü iyilikle savarsak ne olur? : Rabbimizin şu dediği olur:

“ İyilikle kötülük bir olmaz. (o halde) sen kötülüğü en güzel şekilde önle

Bak gör o zaman, seninle arasında düşmanlık olan biri bile sanki sımsıcak bir dost kesiliverir.” (Fussilet:41/34)

Kötülüğe karşı kötülük ile kötülüğe karşı iyilik bir olmaz. Kötülüğe karşı

Kötülük her kişinin işiyken, kötülüğe karşı iyilik er kişinin işidir.

 

SÖZ SONU:

Değerli Dostlar!

Haset konusunda sözün bitmeyeceği aşikar. Ben bu yazımı, hasedinden dolayı canavarlaşan, fırsat kollayan, döken, kıran, yıkan, acımayan içimizdeki haset canavarlarına şöyle  seslenerek bitirmek istiyorum:

 

Ey başkalarının üzüntüsüyle rahatlayanlar!

Ey bana yar olmayan sana da olmasın diyenler!

Ey haset edip de mazlum rolü oynayan zalimler!

Ey aklı ve vicdanı hasedine esir edenler!

 

Ey yüreğindeki haset ateşine her gün benzin döküp onu büyütenler!

O ateş sizin yapacağınız iyilikleri küle çeviriyor, iyiliklerinizi yakamayın!

 

Ey kalbinde hasetle imanı beraber taşıyacağını iddia eden bilgi yetimleri!

Hasedin girdiği yerde iman, imanın girdiği yerde haset durmuyor.

 

Ey haset taşını beline bağlayıp da yüzmeye ve uçmaya çalışan gafiller!

Sizi aşağı çeken o taşla ne yüzebilir ne de uçabilirsiniz…

 

Ey Allah’ın kime, neyi, ne kadar vereceğine itiraz edenler.

Allah’ın taksimatına olan imanınızı zedelemeyin!

 

 

VESSELÂM…

Son DüzenlenmeCuma, 29 Ocak 2016 14:54

-1°C

Karamanlı

Rain And Snow

Humidity: 100%

Wind: 14.48 km/h

  • 11 Dec 2018 2°C -6°C
  • 12 Dec 2018 2°C -6°C
Saniye sonra Kapanacaktır